Bugün bize bir toplum dayatısı gibi görünen, görev ve sorumluluk sıkıntısı olarak algıladıgımız şeyler aslında o kadar bizi korumaya ve geleceğimizi güvence altına almakla ilgili kı! Ne demeye mi çalışıyorum, toplum size düzenli bir işe sahip olmanız konusunda ya da evlenmeniz gerektiği hususunda baskı yapıyor değil mi, peki amaç ne, topluma ne ki sizin hayatınızdan!
Geçen gün bir öğle molasında açık havada bir yerde ve hatta seyyar bir köftecinin önünde oturmuş yemegimi yiyordum, etrafta da ınsanlar oturmuşlar kimileri yemeklerini yiyorlar kimleri de Çaylarını içiyorlardi, yaşlıca bir amca aralarından süzülerek karşıma doğru gelmeye başladı etrafına bakıyordu sanki insanların umursizca kendisini farketmemelerine şaşkınlıkla ya da üzüntüyle bakıyordu. Amcaya seslendim, yanıma oturmasıni söyledim tabureye oturdu, aç olup olmadığını sordum ısrarla Hayır dedi, ama çaya kayıtsız kalamayip o olur dedi. Amcanın hali perişan vücudu kup kuru elleri titriyor, açlıktan olsa gerek, ama belli ki amca kendini yıllarca çaya sigaraya vermiş olacak ki, yemek yemese de oluyor, bu şekilde yaşıyordu. Urfa, Harran da yaşıyormuş Ciğerleri çok rahatsız olduğu için hastane de yatıyormus ki bizim şehre, şehir hastanesine nakletmisler, ansızın taburcu edip gidebilirsin demişler gelirken ambulansla gelmiş onda sıkıntı yok ta dönüşü ne ile yapacaktı, asıl sorun buydu. 3 günden beri disarlardayim dedi, parkta uyumuş. Arayabilecegimiz kimse yok mu diye sordum, ne evlat var, ne eş ne de dost. Akraba makraba hak getire ! Telefonunda 4 kişi kayıtlıydı, isimlerini okudum komşularim dedi, ee onlardan birisini arayalım dedim razı olmadı neden bilmiyorum. Tatlıses otobüs firmasına gidip urfali olduğunu soylemesini, söyledim nedense o anda hemşeri olmanın yerel bir firmaya daha duyarlı davrandirtacagini düşündüm. Sonra bizim köfteci arkadaşla biraz istişare yapıp kaymakamliga giderse de kesin yardım edeceklerine kanaat getirdik. Amca kaymakamlık fikrine oldukça sıcak baktı .
Sonra benim öğle molam bitmeye başladı ve yanından ayrılmak durumunda kaldım. Amcayi daha sonra aramak için telefon numarasini almak istedim ama malesef elde edemedim. Bu amca aklımda derin izler bıraktı neler düşündürdü neler, toplum içinde bir rol olmak mesela, o role sahip olmanın önemini o kadar iyi ifade etti ki, insan bakkal, manav, kasap, simitci, limoncu falan her ne olabiliyorsa olmalı ve hayatını idame ettirebilmeliydi aksi takdirde uzayan yıllarda ne eş kalıyordu, ne de bir dost akraba, nitekim herkesin sırtında bir kambur oluyorsunuz adeta. Kimse sizinle görüşmek istemiyor hatta tanışık bile olmak istemiyor. İnsana bir toplum dayatısı gibi görünen, iş güç, askerlik akabinde evlilik olan kronolojik sıralama bakın ne kadar hayati bir önem taşıyor. İnsanın bir hayat arkadaşı, çocukları falan olmalı onlar için değil, kendi için. Onlar mükemmel iyi vefakar olmasalar bile varlıkları muhakkak bir işe yarayacaktır. Allah hic kimseyi "Kimsesiz" yapmasın.
Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...
Yorumlar
Yorum Gönder