Bazı günler, bazı olaylar, bazı toplum gündemini işgal eden olgular var ki, üzerine konuşmamak vicdanı sıkıntı, susmak bir suç gibi adeta, tabi bu suç yine vicdani bir olay olup kişiye göre göreceli olduğundan sübjektif bir kanıdır. Sevgililer günü hakkında ya da, yeni yıla girerken "Merry cristmas" temalı konusmayabilirim zira, benim için üzerine konuşulacak bir hadise değildir, ama söz konusu, insani değerleri derinden etkileyen insanlık tarihini ilmek ilmek işleyen , hak hakkaniyet ve insan olma dertleri olunca konusmamayi da, bir nevi zulme ortak olmak olarak yorumluyorum, tabi bu sözler çok fazla içselleştirme yaptığımı ve arabesk düşündüğümü hissettirebilir, hissettirsin önemli değil.
Ezelden beri insanın insana yaptığı haksızlık ve zulüm vardı var olmaya da devam edecek. Kutsal olan rızık iken, birileri asıl hikmeti kendilerinde görecekler, Firavun da kendini tanrı zannediyordu ama ne yazık ki, mumyalanip mezarına koyulali çoook uzun zaman oldu, ve hala tanrısal bir işlevine rastlanmadı. Demem o ki, insanlar rızıklarina köledir rızıklarinin hizmetiçisidir ama ne hikmetse, rizka sadece bir vesile olan adam kendini tanrı gibi hissediyor. Bu kendini tanrı zanneden zavallıcik adam, dünyaya biraz daha şanslı gelmiş, ve hatta bu şansıyla imtihan edilen ama farkında olmayan adamın bizden farkı bir takım üretim girdilerine sahip olması, fark yalnızca bu. Kimin ne şartlarda hangi statüde dünyaya geldiği de %100 bir kader olayı olup, dünyaya gelmeden önce çalışılıp hakedilmis bir olay değildir. Hadi kendini yüce hissetmeni anladım, kendini onure etmeni üstün görmeni, nitelikli görmeni anladım, peki merhametine ne oldu ! Adaletine, değer yargılarına, erdemlerine, ne oldu ! Her ikimizin de mayası özü aynı, her ikimizinde ne ateşe ne de soğuğa karşı bir mukavemeti var mı! Tenine iğne batirsalar ya da tirnagini çekseler, acimama lüksün var mı, aciziyet bağlamında aynı değil miyiz !
Ezelden beri insanlık acılar çekiyordu ve çekmeye de devam edecek, ınsanlarin daha insani bir dünya da yaşamaları için diyeceğim ama yalnızca diyeceğim, hicbirsey değişmeyecek biliyorum. Öyleyse mevcut düşünce sisteminin üstüne bir de inanç ekleyelim, yaşasın kıyamet, yaşasın cehennem! Neye inanıyor olursak olalım, düşüncelerimiz doğruyu söylüyorsa ortak bir paydada buluşmak kaçınılmaz bir sonuctur. Her düşünce sisteminin amacı gayesi, doğruyu söylemek ve insanın insanlık değerine hizmet etmekse, düşünceler birbirinin sağlayıcısı niteliğindedir.
Dünyada kötülük olduğu gibi iyilikte var elbette. Ne demiş o saygıya değer adam, bir ülkede namuslu insanlar da en az namussuz insanlar kadar cesaretli olmalı. Aynen öyle olup, iyi insanlar da en az kötüler kadar organize ve güçlü olmalı birlik olmalı, insanlar insani şartlarda yaratılış erdemlerine ve kutsiligine yakışır şekilde yaşamalı. Günün anlam ve önemi bu olup, üzerine konuşmak kaçınılmaz bir hadisedir.
Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...
Yorumlar
Yorum Gönder