Başlığı okuyunca devamını okumaya gerek kalmadı gibi bir his oluştu içimde, tek başına herseyi ifade etti ama yine de açmam lazım, bir farkındalık göstereceğim çünkü, zaman acımasızdır, bizleri yaslandırdırdıgı yüzümüze kırışıklıklar eklediği için değil , ya da yaşlanmaya bağlı olarak hastalandıgımız için de değil, acımasızca anılarımızı içine çekip onları buharlastırıp hiç yaşanmamış gibi yaptığı için, acılarımızı, kinimizi Şahsiyetimizi yok ettiği için, dün çok benimseyip içselleştirdigimiz meseleleri bugün su sabun kadar köpük haline dönüştürüp onları hiçe saydığı için, zaman çok acımasızdır. Dalga geçer bizimle. Vardır ama görünmez. Korkunç bir görünmez pota bu, içine çektiği ömürlerimizi ve yasanmıslıklarımızı öylesine ürpertici bir şekilde eritir ki, bir daha o anları asla göremeyiz bir daha asla o anlara geri dönemeyiz, öylesine korkunç bir sirkülasyon bu! Akıp giden zaman bir nehirden daha coşkulu akarken hiçbir ses çıkarmaz, boğup giderken bizleri hissettirmez bile. Zaman acımasızdır, yaralarimizi iyileştirmek için bize zorla ilaç olduğu için. Oysa ben acılarımı, davalarımı, unutmak istemiyorum hiçbir dava görülmekten düşsün istemiyorum çünkü, duruşma günlerini gün sayarak beklemek istiyorum oysa zaman acımasızca kendi davalarımdan bertaraf ediyor beni. Dün aşık olduğuma bugün de aşık olmak istiyorum ama zaman içine çekiyor duygularımı hislerimi ve bunları yaparken de hepsini o kadar haklı gerekçeler üzerine konumlandırıyor ki! Ey zaman ilaçsin türlü türlü hikmetlerin faziletlerin var hiç şüphesiz ama bir o kadar acımasız bir o kadar ürperticisin, elinde süpürge olan bir dev gibi her geçen günü sanki süpürüp gidiyor sonra gökyüzündeki odana çekiliyorsun. Bizler de her yeni güne diğer günleri unutarak başlıyoruz. Sayende hayatımız pırıl pırıl dünden kalan tek bir iz yok ellerine sağlık...
Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...
Yorumlar
Yorum Gönder