Kadın olalım ya da erkek olalım cinsiyetimizden önce, insan olarak sınıflandırılırız, ve insan olarak tek başına bir amacı temsil ederiz, hepimizin günlük ya da ilahi, ulvi amaçları var. Kadın olmamız ya da erkek olmamız bizi bazı şeylerden muaf etmiyor. Bir kadın da bir erkek gibi geçim derdi üstlenebiliyor, bir kadın da bir erkek gibi dini ibadetlerini yapmakla mükellef. Gerçek hayat ve günümüz yaşantısı herkesi eşitlemiş durumda, peki öyleyse nasıl oluyor da bazen bir kadın kendi var olma sebebini tuvaletin banyonun ışıldaması olarak hissedebiliyor? Bu kadar dışkıdan (argo tabirini kullanmak istemedim, anladınız siz ne olduğunu) bir yaşama sebebi ve var olma maksadı olabilir mi! Bir kadının da kendi kişisel zamanı vardır, ibadet eder, yazar, çizer, düşünür, irdeler, maneviyatında yol alır ve kendini insan gibi hisseder. Benim önceliğim kendimim! Ev benim yaşama alanım ve o ev benim için var, ben onun için var değilim, koltuğun kanepenin, banyodaki fıskiyenin hizmetiçisi olmak ne demek abi ! Yaşadığım evi pislik götürür demiyorum çünkü içinde ben yaşıyorum ve temizliği de kendim için yapıyorum ama var olma amacım temizlik yapmak değil. Önceliğim kendi kişisel bakımım. Ev yemekçisi işletmekten para kazanmıyorsak, hayatımızın yemek yapmaktan ibaret olmasi ne demektir, bazen basit şeylerle de doymasını bilmeli insan. Manende böyledir, bir insanı insan olmakla ilgili vazifelerini icra etmekten alıkoyacak kadar, kimseyi mesgul etmeyin asıl demek istediğim budur! Yıllarca kadınlar ben cinsel obje değilim diye feryad ettiler çünkü kadınlar kendilerini tek birşeye yarıyormuş gibi hissetmek istemediler, onların da amaçları idealleri vardı, hiçbir ayette ya da hadiste kadının kadın oldugu icin görevden muaf olduğunu okumadım, kadınlar yalnızca yemek yapsınlar, temizlik yapsınlar, başkada birşey yapmasınlar onların da yaratılma amacı bu zaten diye birşey okudunuz mu? Aynı görevlerden mesulüz bunu demek istiyorum.
Ah o ütopyalar , ah o ütopyalar ! Keşke Allahın kadına verdiği değeri toplumsal yaşam içinde görsekte, kadınlar prensesler gibi yaşasa, erkek erkek olarak kadının kurtarıcısı olsa, kadın güçlü olmak zorunda olmasa, malesef öyle bir dünya yok! Hal böyle olunca kadınlar minnet duymuyor, erkekler onure olmuyor. Mesele bu değildi ama yine de ilintisi var idi. Bir kadın yalnızca kadın olacaksa, çocuk doğurup anne olacaksa, yemek yapıp mutlu olacaksa, bunlara uygun şartların oluşturulması icap eder. Ama söyleyin bana, nerede bu pembe tatlı rüya? Diyelim ki bu şartlar oluşturuldu evet prenses oldunuz ama evde uyuyan prenses oldunuz, anladınız ne demek istediğimi, hal böyle olunca tasvir edilen adam da hayatta ütopik oldu. Teoriler olması gerekeni ifade ederken, uygulamalar hep ezber bozdurdu.
Kadın olmak gerçek hayat derdini yumsatmıyor malesef, bir gün bir bakıyorsunuz peri masalınız bozulmuş siz uyanmışsınız, bir bakmışsınız kendi ekmeğinizi kendiniz kazanmanız gerekiyor işte orda anlıyorsunuz kendinizinde bir insan olduğunuzu ve var olma amacınızın tuvalet temizlemek olmadığını...
Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...
Yorumlar
Yorum Gönder