Herkesin hayatında kırgınlıkları olmuştur. Herkes kendi hayatında küçük büyük bir takım davalara taraf olmuştur. Diyelim ki haklı tarafsınız, zaten bu yazı ancak hak sahibi olanlar için yazılabilir. İnsanoğlunun en büyük yaşama amaçlarından biri, hakkın adaletin yerini bulduğunu görmektir, bu arzu biz insanları yaşamaya motive eder, demek ki kırgınlıklarımız ve haklı davalarımız Allah a olan inancımızı ve muhtaçlıgımızı percinleştiriyor. Ancak burda ki adalet arayışımızın kin ve nefret üzerine oturmaması gerekiyor çünkü Allah kinin ve nefretin Allahi değil, Allah yüce gönüllügün ve affediciligin Allahidir. Peki hem adalet peşinde olacağız hem de davacı olmayacak mıyız? Eger bir davaya taraf olmuşsanız zaten sizin davacı olmanıza gerek yoktur, iğneden ipliğe herseyin kayıt altına alındığı bir adalet sisteminde kimsenin hakkı zayi olmaz merak etmeyin.
Benim idrak ettiğim kadarıyla evrenin ceza mekanizması, olay taze iken değil soguduktan sonra başlıyor. Çünkü olaylar örgüsünün bir sıralaması var, taşların yerine oturması zaman alır. Unutmayın Allah intikam alanların en hayırlısıdır, yazılarım içinde bariz bir şekilde görülen Allah inancı sizi rahatsız ediyor mu bilemiyorum, çünkü yazdıklarımı her kesimden insan okuyabilir ve bu ihtimali göz önünde bulundurdugumda şunu dile getirmek istiyorum, her düşünce her yaşam belirli bir fikir sisteminin üzerine oturmalidir zira aksi takdirde bir anlamı olmayacaktır, size arabesk mi gelir bu Allahçı tavır bilemiyorum ama ben kendime Allahtan ve Allahın git dediği yoldan daha hayırlı bir fikir akımı göremiyorum her kimki ondan başka bir yol secerse de sonunda hüsrana ugrayacak olanlardan olur.
Herneyse dönüyorum konumuza adalet sistemi siz sustugunuzda konuşmaya başlar. Yatıp kalkıp kin ve nefret kustugunuzda değil, Allahın gücünü kendi nefsinizin arzusu için bir kılıca dönüştürmeye çalıştığınızda değil gerçekten mahzun duruma düştüğünuzde mazlum olduğunuzda işlemeye başlar. Yıllarınızı, Ömrümünüzü kin ve nefret için harcayamazsınız bu yalnızca sizi tüketir oysa sizin haklı taraf olarak azalmaniz değil artmaniz gerekir. İçinizdeki keskin sirkeyi dışarı atın gitsin düşmanlarınızı turşu yapın afiyetle yiyin. Antibiyotik olarak size geri dönsün fayda sağlasın.
İnancımız kin ve nefret inancı değil, iyilik ve güzellik inancı, varlığımızın yegane amacı da budur, iyiliğin ve güzelliğin temsilcisi olmak.
Sonuç olarak intikam için tetikte beklemeyin bırakın evren göstersin ilahi adaletini. Bir de, haklıyım da haklıyım hadi ver hakkımı diye bizi yaratan yüce Allaha haktan hukuktan yana ahkam kesmeyelim nerden bilelim kimin ne kadar haklı olduğunu, haklılık payının yüzde kaç olduğunu ! Bizim göremediğimiz bilemediğimiz milyon tane görüntü, delil vs olabilir. Akılcı bir mantık sisteminin bunların hepsini düşünüyor olması icap eder. O yüzden ben çok fazla davacıyım edebiyatı yapmaktan uzak durmayı tercih ediyorum varsa bir hakkımız zaten ödenir...
Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...
Yorumlar
Yorum Gönder