Ana içeriğe atla

Koca parası yenir mi ?

Hem de çok güzel yenir ! Annenizin ak sütü ile helâllik bağlamında yarışır. Konu başlığı çok amiyane bir  tabir oldu, ama zaten bu konu başlığı kendi içinde  çok amiyane. Kimilerine göre koca eline bakmak bir ilettir, burda asıl illet  olan şey adamın kendisi olmalı ki, eline bakmakta illet bir olay oluyor. Bu kapitalizm en çok kimlerin işine yaradı derseniz, bir patronların bir de erkeklerin işine yaradı, ekmeklerine yağı balı kaymagı sürdü, önlerine gümüş tabakta sundu, cok kolay demorolize olan ve galeyane gelen kadınlar "Wè can do it" diye bağırmaya başladılar, He gülüm he "Wè can do it " o yüzden çalışmak sana işkence gibi geliyor, bilmem ne plazasinin içinde bilmem ne yöneticisi de olsan, pencereyi açıp, hönküre hönküre ağlamak istiyorsun. Allahım ben nerdeyim, suan ne ne yapıyorum kimin kölesiyim diye düşünürken, keşke bir tane adamın kölesi olsaydım o da aşık olduğum adam olsaydı diye, içten içe kahroluyorsun. Birinci ağızdan dinlediğim hikayeler var, incecik pijamasini giyip, domates salatalık yetiştirmeyi, köy evinde oturmayı isteyen insanlar var. Modern dünya aman Allahim ışıl ışıl mis gibi kokan dünya, evet o dünyanın altında kanayan serçe parmaklar, nasır olmuş topuklar var, malum bildiniz o stilettoları. Her neyse dönüyorum başa, koca parası yenmezmiş demek ki sen o imkanı bulamıyorsun gülüm. Bir de, o onun parası, ben de kendi paramı kazanmaliyim diyen zihniyet var, burda kişi sizin özel mülkiyet hakkınıza saygı mi duyuyor sandınız, hayır burda düpedüz bir bencillik içgüdüsü var, dünyanın binbir türlü hali var diye yapılan hesap kitaplar var, ama ne zekice bir cümle ki, sen diyerek başlıyor aslında alt metnin hepsi ben ben ben diye devam ediyor. Size bir sorum var, yetişkin bir insan olup kendi ekonomik kimliğinizi kazanincaya kadar olan süreçte annenizin babanızın parasini harcarken size harammış gibi geldi mi, hadi onlarla aranızda kan bağı var, ulan hayat arkadaşımla aramda gönül bağı var, kader bağı var, üstelik o benim ailem, annemden babamdan koptum da kendi ailemi kurdum demek ki biz de artık bir çocuğun annesi babası yerindeyiz demek ki kutsallık ve bağlayıcılık aynı. İhtiyacı olsa bobregimin, cigerimin bir tanesini verebileceğim bir adamın parası bana haram olamaz, kanımı, canımı, ömrümü, kadınlıgımı uğruna feda ettiğim adam kırk ömrü boyunca çalışıp çabalasa hakkımı ödeyemez. Koca parası yemek derken, kürk mantoyu giyip konken partilerinde gezmekten bahsetmedim, hayatı idame ettirebilecek, asgari geçim teminatının sağlanmasından bahsettim. Kapitalizmin kadına vermediği değeri, prensesligi ve kraliceligi İslam kadına veriyor, ama biliyorum o da bir ütopyayı anlatıyor, keşke öyle olabilse ama gerçek dünya kapitalizme göre işliyor. Fıtratımızı en iyi bilen yüce yaratıcı, en iyi hangi sistem içinde yaşayacagımızı tayin etmiş lakin, uygulayacak insanlar topluluğu nerede! Kocası kadına araba almış, Ayy ne ayıp, kendin çalışıp almalıydın diye içten içe hasedlikler, o kadını aşağı görmeler, ulan sen emekçi geldim emekçi gideceğim diye kahrından Öleceksin, tek taşını kendin aldın mümkün olsa tek başına evlenecek tek başına çocuk yapacaksın ama malesef bazı şeyler yalnızca iki kişiyle oluyor. Herkes dünyaya akademik bir beyinle gelmiş olacak kadar şanslı olmamış olabilir, bırakın başkalarının da başka şansları olsun, sen okudun doktor, avukat, öğretmen, yönetici bilmem ne oldun herseyi kendin başardın, bırak başkalarının da mutluluk sponsorları olsun. Dünyanın en berbat duygusu, kendi kendine hediye almak. İlk altın kolyemi kendi kendime aldığımda, içimde hissettiğim o müthiş buruk duyguyu size ifade edemem. Başkalarının konforlu hayatlarını kıskanmayın, sevilmelerini ve şımartılmalarını kıskanmayın, gıpta edin, belki sizinde bir gün bir meleğiniz olur.
Kadınlar güçsüz olsunlar, evde otursunlar, eğitim megitim ne gerek var canım boşuna kafa patlatmasınlar demiyorum, kesinlikle bir donanımları olmalı, ama daha korunaklı daha konforlu bir hayatları da olmalı, çünkü tabiatları bunu gerektirir. Taşın altına elimi koymam gerekirse çok ta güzel koyarım, ben de ona bakarım, hayat arkadaşı olmak bunu gerektirir. Sanayi sitelerinde delikanlılar gibi dolaşmış ve işini yapmış biri olarak takdir edersiniz ki, konuşmaya biraz hakkım var. Gerçek dünyanın ne olduğunu bilmeyenler bırakın edebiyatlarını yapadursunlar, onların suni dünyaları beyinlerinin içinde kendi ekseninde dönedursun, siz sadece kendi farkındalıgınızı yaratın.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Perfect life

Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...

Fast Food Kültürü

Hiç sevmem, nefret ederim, rahatsızlık duyarım, irite olurum falan. Böyle bir kültür varsa da zira bizim kültürümüz değil zaten, belki de bütün iç acımalarım bundan. Gerçi kapalı model ülkeler gibi dışa kendini tamamen  kapatmış bir insan değilim, öyle olsaydı köriyi alıp taze fasulyeye koymayı bile düşünmezdim. Bu baharat olayı bize çok hitap ediyor, Ortadoğu'dan başlayalım Çin'e doğru gittikçe aman Allah bir baharat dünyası baharat aşkı o biçim ama batıya doğru gittikçe yemekler yağdan salçadan bir haber. Dönelim fast food olayına zira meselemiz gurmelik tadında bir dünya mutfakları mevzusu değil. Yılda bir kere bazen o bile olmamakla birlikte o kasten kırmızı renkli fast foodcula...

Giyinmenin Önemi

Oldukça komik bir konu başlığı olmak üzere,  giyinmenin nasıl bir önemi olabilir, aman ha iyi giyinin üşutmeyesiniz, ya da aman ha sokağa çıplak çıkmayın, tecavüze ugrarsınız gibi bir mahiyet değil herhalde. Giyinmek... Şöyle çok eskiye gidiyorum baya bir eskiye, adem babamizla havva annemizin yanına. Bu ilk zamanlarda kıymetli ebevynlerimiz henüz tekstilin falan esamesi yokken fıtratlarında bulunan hayaları nedeniyle mahrem yerlerini örtmek istemişlerdir tabi olarak. Etrafa şöyle bir bakıp akla gelen ilk fikir olarak geniş yapraklı bitkilere uzanmışlar ve mahrem yerlerini örtmüşlerdir.  Yani burdan anlayacağımız ilk şey, giyinmenin örtünmek yani mahrem yerleri örtmek maksadını taşıdığını söyleye...