Hiçbir şey beni şaşırtmiyor artık, özellikle insanlara hiç şaşırmıyorum, söz konusu bir insansa her türlü aptallıgı, cehaleti, pisligi, kötülüğü, aşağılıklıgı, bencilligi normal karşılıyorum. Cami gibi görünen ama aslında şeytan mabedi olan insanları da gördüm ya, bu hayatta hiçbir şey beni şaşırtmaz ve bütün teoriler, bütün ezberler benim için geçersizdir. Yıllarımızı, kalbimizi, değerlerimizi verdiğimiz insanlar tek bir an içinde hayatımızdan çıkıp gittiler ve bir gram bile canımız yanmadı ya, bu hayatta hiçbir şey beni artık şaşırtamaz. İnsanlara ve içlerinde taşıdıkları insani hastalıkları gördüm ya, kustukları hicbirsey midemi bulandırmıyor üstelikte tam önüme tam avucumun içine kusuyorlar ama yine de midem bulanmıyor. Güçlü insan ilişkilerimiz güçlü bağlarımız taa çocukluk günlerimizde kaldı. Aslında insan belli bir yaştan sonra adeta hayatı yeniden ogrenmeye başlıyor. İnsan ogrenmeye asıl çocukluktan sonra başlıyor oysa öğrenme dönemi çocukluk dönemiydi ama öyle değil, hayat dönemlere göre farklılıklar arz ediyor. Çocukken inandigin hayatla yetişkin iken inandigin hayat çok başka. Çocukken daha şanslı insan neye inanıyorsan hayat o, ama yetişkin olunca neye inanmak zorunda kalıyorsan ona inanıyorsun, olmasi gerekene inanıyorsun, bütün değer yargıların güncellenmeye başlıyor. Bu bağlamda kendimi sürekli esnek tutarak hicbir şeye şaşırmıyorum. Her daim ogrenmeye açık kalarak, değişmeye açık kalarak hayatın bana gösterdiklerine şaşkınlıkla tepki vermiyorum. Galiba gerçek hayat bu! Asla bir film ya da roman kadar edebi değil, duygular ve hisler, aitlikler ve özveriler, insanın insana verdiği değer asla bir filmde ya da bir kitapta olduğu gibi değil varsa yoksa insanın kendisi ve öncelikleri. Şaşırmıyorum artık hicbir şeye ve bu aksiyonsuzluk beni çok mutlu ediyor demek ki oldum diyorum, şimdi gerçek bir insan oldum demek ki idrak ettim, hazmettim, aksi takdirde fazla reaksiyon gösterirdim. Peki siz ? Siz hala şaşırıyor musunuz ?
Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...
Yorumlar
Yorum Gönder