Ana içeriğe atla

Ham Meyvayı

Ham Meyvayı koparmayın dalından ne size faydası olur ne kendine. Herşey olgunlastıgında güzel. Ham bir meyveden ya da pişmemiş bir yemekten kimsenin keyif aldığını ya da kendine fayda sağladığını görmedim.
Hayat ile münasebetimize acemilik diyelim, ilk kez yürüdüğümüz bir yol daha önce bu dünyaya hiç gelmemiştik. Saflıgımızla tecrübesizligimizle birçok hatalar yaptık, şimdi bize bir fırsat verilse hani hep söylenir, şimdiki aklımla o zamana geri dönsem diye, ahh nerde öyle bir dünya ! Belki de asıl marifet, aklımızı içinde bulunduğumuz andan daha ileri bir zaman içinde öngörebilmek ve ona göre davranmak.
Tecrübe öyle tatlı bir nimet ki! Daha önce yürüdüğünü z bir yoldan bir kez daha geçmek, nerde kavis var nerde dönemeç bunları bilerek ilerlemek bir önceki deneyime göre çok daha keyifli ve başarılı bir yolculuk. Takdir edersiniz ki, tecrübe nin hata yapmakla başarının başarısız olmakla kopmaz bir ilişkisi var. Hatasız başarı olabilir mi, eğer bir akıl hocası tarafından yonledirilmiyorsanız  ama o zaman da başarı biraz hazır nimet olmuyor mu ? Ya da o başarı sizin tek başınıza elde ettiğiniz başarıya kıyasla ne derece sizin başarınız sayılıyor ? Düşünün ki, yıllarını ticarete harcamış müthiş deneyimli bir babanız var imkan verseler akedemide işletme derslerine girebilecek durumda, babanız sizi sürekli kumanda etmeye çalışıyor, onun yol haritasına göre gidiyorsunuz ee başarılı da oluyorsunuz ama baba olmazsa siz de olmayacak bir durumdasiniz, tecrübe sizin önünüze hazır yemek olarak geliyor, peki siz neyi tecrübe ediyorsunuz, neyi özümsüyorsunuz ?
Olgunlaşmak öyle güzel bir nimet ki! Akillanmak, neyi nerde nasıl söyleyeceğini bilmek, nerde susacagini bilmek, neyi paylaşıp neyi kendine saklayacagini bilmek öyle güzel bir nimet ki! Aklın gerçeklere ermesi, aptallıgın üzerinizden gitmesi öyle güzel bir duygu ki !


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Perfect life

Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...

Fast Food Kültürü

Hiç sevmem, nefret ederim, rahatsızlık duyarım, irite olurum falan. Böyle bir kültür varsa da zira bizim kültürümüz değil zaten, belki de bütün iç acımalarım bundan. Gerçi kapalı model ülkeler gibi dışa kendini tamamen  kapatmış bir insan değilim, öyle olsaydı köriyi alıp taze fasulyeye koymayı bile düşünmezdim. Bu baharat olayı bize çok hitap ediyor, Ortadoğu'dan başlayalım Çin'e doğru gittikçe aman Allah bir baharat dünyası baharat aşkı o biçim ama batıya doğru gittikçe yemekler yağdan salçadan bir haber. Dönelim fast food olayına zira meselemiz gurmelik tadında bir dünya mutfakları mevzusu değil. Yılda bir kere bazen o bile olmamakla birlikte o kasten kırmızı renkli fast foodcula...

Giyinmenin Önemi

Oldukça komik bir konu başlığı olmak üzere,  giyinmenin nasıl bir önemi olabilir, aman ha iyi giyinin üşutmeyesiniz, ya da aman ha sokağa çıplak çıkmayın, tecavüze ugrarsınız gibi bir mahiyet değil herhalde. Giyinmek... Şöyle çok eskiye gidiyorum baya bir eskiye, adem babamizla havva annemizin yanına. Bu ilk zamanlarda kıymetli ebevynlerimiz henüz tekstilin falan esamesi yokken fıtratlarında bulunan hayaları nedeniyle mahrem yerlerini örtmek istemişlerdir tabi olarak. Etrafa şöyle bir bakıp akla gelen ilk fikir olarak geniş yapraklı bitkilere uzanmışlar ve mahrem yerlerini örtmüşlerdir.  Yani burdan anlayacağımız ilk şey, giyinmenin örtünmek yani mahrem yerleri örtmek maksadını taşıdığını söyleye...