Ana içeriğe atla

Egoist Kişilik Bozukluğu

Ah sevgili dostlar ah siz zavallı kendi halinde sıradan ınsanlar, dostlar dediğime bakmayın benim hiç dostum yoktur aslında, varsa da zamanla yitirdim galiba. Yitirdim çünkü onlar beni anlayamadı ben de onları anlayamadım, anlayamadım çünkü ben mananın derinliklerinde yüzüyordum onlar basit beşeri ilişkileri içinde dolaşıyorlardı, hem benim çok kutsal varoluş sebeplerim amaçlarım vardı onların ise basit gereksinimleri, mesela onlar sevmek sevilmek istiyorlardı ama benim böyle bir amacım hiç yoktu çünkü ben bana yetiyordum hem de artıyordum bile dedim ya çok mühim meselelerim vardı diye. Ben sevgili dostlar, sizin hiç okumadıgınız kadar kitap okurum, sizin hiç kafa yormadiginiz şeyler üzerine akademik çalışmalar yaparım, sizler basit dertlerinize kafa yorup birbirinizi sevmeye devam ederken ben kendime ne koyabilirim sürekli bunun peşinde koşarım. Kaliteli zaman geçirmek için evim,  kahvem, kitabım bana yeter. Varsa yoksa kendi ideallerim kendi başarılarım başka derdim yoktur benim, sizler hayatınızdaki herseyi bir rituele çevirirken ben yapılması gereken olarak görür ve üstünden geçerim. Evlenmek mesela sizin için ne kadar önemli, hayatınızın aşkı falan klişesi hani, ben yalnızca zamanının geldiğine inandığımda şartlar elverişli ise evlenirim, o da benim için bir amaç değil araçtır, beni arzu ettiğim yerlere taşımalı. Hayat arkadaşım mesela onunla bile tek bir beden olmak imkansızdır benim için, o ve ben ayrı iki bireyizdir, ona karşı da dimdik durur ve yıne ben yalnızca kendimden beslenerim, ondan gelecek güç ve yardıma ihtiyac duymam, o gücü kendim sağlarım, ah siz zavallı duygu ınsanları siz hayatı bölüşe durun ben tek başıma kendi hayatımı yaşarım. Kimlerle arkadaslik edecegime ve hangi konular uzerine sohbet edecegimize ben karar veririm. Keyif almadıgım bir konu mu var, üzerine tek bir kelime laf etmem, ee çok mu sıkıldınız gidin o zaman neden bekliyorsunuz, ben de bir takım iyilikler gördünüz o yüzden özveri sarfediyorsunuz değil mi, ben bunu da anlayamam mesela, benim birine özveri sarfetmem içim yalnızca bana birsey katıyor olması gerekir. Siz basit insanlar böylesine arabesk duygularla birbirinizden büyük beklentiler içindeyken benim tek beklentim amaçlarım üzerine sohbet edebilmemizdir. Gölge etmeyin başka ihsan istemem. Siz insanlar özel hayatlarınız hakkında sohbet etmekten büyük keyif alırken ve acizler gibi birbirinizden yardım isterken ben bütün meselelerimi sessizce kendi başıma çözerim, cok zayıfsınız çok. Hem size ne benim duygularimdan hislerimden evimden ve iliskilerimden!
Buzdan bir kalem var benim, içinde yaşamaya ya da içine girmeye sizin biyolojik yapınız el vermez çünkü siz insanlar sıcak kanlı canlılarsınız oysa ben öyle soğukkanlıyım ki Dracula ile ayni Malikâne de yaşayabilirim.
Eee yalnızım ama bundan çok mutluyum, çünkü tek başıma bütün zaferler benim kimseye minnet duymuyorum herseyi ben kendim inşaa ettim çok fazla mi ben diyorum?  Varsa yoksa ben ! Önce kendim önce kendi mutluluklarım önce kendi amaçlarım. Buna uymayan kim varsa buyursun gitsin. Yalnız kaldım yalnız mı öleceğim, ee çok mu umrumda sanıyorsunuz ! Hepiniz çöpsünüz benim için bir an evvel hayatımdan atılması gereken çöpler.
Aydınlandıgını düşünen derin insanın  ışıkları parladıkça diğer insanlar karanlıkta kaldılar, kendi ışığından onları göremez oldu ve hatta karanlıklar içinde ki bu canlıların insan olduklarını dahi unuttu, insan ilişkisi neydi ve nasıl davranması gerekti unuttu gitti, insanlar neye kırılırlar mesela, ya da kırılmak incinmek ne demektir mesela, bu duygular sıradan insanlara özgü müdür yoksa sayın önemli işler müdürüne göre amaaan ne dertler ne dertler midir, hayatta daha önemli meseleler mi vardır? Daha önemli mesele nedir, neye göredir kime göredir, toplum içinde bir laf vardır hani okumakla adam olunmaz diye, adam olmak insani erdemleri, vicdanı, usul bilmeyi ve gozetmeyi bilmek demektir. Üzerine bir düzine konuştuğumuz şeyleri, atalarımız büyüklerimiz, Anonim kültüre ait olmuş sözlerimiz ne kadar kolay ve basit ifade etmiş, derinlestikçe dibe batan ama bunu mana da derinleşmek ve mühim meselelere adapte olmak zanneden, yalnızlaşan ve kalabalıklar içindeyken bile diğerlerini ötekileştiren sığ ve aşağı gören kimselerin, alevlerinin altında tek başına ısınacağı kanaatindeyim. Zaten onların da alevleri yalnızca tek bir kişilik !


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Perfect life

Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...

Fast Food Kültürü

Hiç sevmem, nefret ederim, rahatsızlık duyarım, irite olurum falan. Böyle bir kültür varsa da zira bizim kültürümüz değil zaten, belki de bütün iç acımalarım bundan. Gerçi kapalı model ülkeler gibi dışa kendini tamamen  kapatmış bir insan değilim, öyle olsaydı köriyi alıp taze fasulyeye koymayı bile düşünmezdim. Bu baharat olayı bize çok hitap ediyor, Ortadoğu'dan başlayalım Çin'e doğru gittikçe aman Allah bir baharat dünyası baharat aşkı o biçim ama batıya doğru gittikçe yemekler yağdan salçadan bir haber. Dönelim fast food olayına zira meselemiz gurmelik tadında bir dünya mutfakları mevzusu değil. Yılda bir kere bazen o bile olmamakla birlikte o kasten kırmızı renkli fast foodcula...

Giyinmenin Önemi

Oldukça komik bir konu başlığı olmak üzere,  giyinmenin nasıl bir önemi olabilir, aman ha iyi giyinin üşutmeyesiniz, ya da aman ha sokağa çıplak çıkmayın, tecavüze ugrarsınız gibi bir mahiyet değil herhalde. Giyinmek... Şöyle çok eskiye gidiyorum baya bir eskiye, adem babamizla havva annemizin yanına. Bu ilk zamanlarda kıymetli ebevynlerimiz henüz tekstilin falan esamesi yokken fıtratlarında bulunan hayaları nedeniyle mahrem yerlerini örtmek istemişlerdir tabi olarak. Etrafa şöyle bir bakıp akla gelen ilk fikir olarak geniş yapraklı bitkilere uzanmışlar ve mahrem yerlerini örtmüşlerdir.  Yani burdan anlayacağımız ilk şey, giyinmenin örtünmek yani mahrem yerleri örtmek maksadını taşıdığını söyleye...