Ana içeriğe atla

Anladım Ki Hayat...

Anladim ki hayat, payına düşene razı olmaktan, şükrederek yaşamaktan ibaret. Bugüne kadar arzu ettiğimiz ne varsa sahip olamadık ve inancımız gereği hepsini hayra yorduk. Daha güzeli, daha hayırlısı olur dedik, olacaktır da nitekim. Lakin sonra şunu düşündüm, daha iyisi daha hayırlısı, şükür yaratır da aşk yaratır mı, heyecan yaratır mı, tutku coşku yaratır mı? O çocukluk heyecanını, inancın kırılmış kalbini onarıp, sanki hiç kırılmamış gibi yapar mı?  Hakkımızda hayırsız olan ne varsa onlardan bertaraf edilmemeliydik. Kaderimizde yazılı olanlarla, aklımız gönlümüz senkronize çalışmalıydı. Hayırsıza sahip olmanın mutluluğu, daha dogrusu arzu edilene kavuşmuş olmanın mutluluğu bize bir ömür yetmez miydi? Aslında hayırsız olma diye bir kavram da yoktur, kaderde yazılı olan vardir ve hiçbir kader yazısında ayağınıza taş bile değmeyecek diye bir garanti yoktur. Hal böyle olunca gönül istediğiyle imtihan olunsaydı, hem kendi düşen ağlar mıydı, sonu hayal kırıklığı bile olsa olsun ben muradıma erdim ya demez miydi insan, bunun tatminligi bir ömür yetmez miydi?  İşte mesele bütün bunlara rağmen, kadere razı olmak ciddi bir iman meselesidir.
Çok sevdiğim bir arkadaşım uzun yıllar, aşk acısı çektikten sonra hayırlı bir yuva kurdu. Tahmin ettiğiniz gibi aşık olduğu kişiyle değil, bir başkası ile evlendi. Arkadaşım mutluydu, şükrediyordu, huzurluydu da ama düğününde gözlemledigim kadariyla mutluluğu biraz toktu. Birseyler eksikti sanki. Sonra şunu düşündüm ve kafamda netleştirdim, evleniyor olmanın mutluluğunu yaşıyordu ama onunla olmanın coşkusu yoktu. İnsan büyüyünce, sevinçleri bile buruk, gözü tok, sanki akıllandım artık der gibi, pek bir aklı başında her hal ve hareketi. İşte şimdi anladım ki, hayat insanı önce bir dövüyor, duvara çarpıyor, ve sonra haydi şimdi doğruca yoluna git diyor, bu akıllanmışlıkla insan mutlu olmaya çalışıyor. Aklı başında hayatlarımızda dos doğru yollarımızdayız, anladım ki hayat bu yoldan hiç çıkmama gayreti.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Perfect life

Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...

Fast Food Kültürü

Hiç sevmem, nefret ederim, rahatsızlık duyarım, irite olurum falan. Böyle bir kültür varsa da zira bizim kültürümüz değil zaten, belki de bütün iç acımalarım bundan. Gerçi kapalı model ülkeler gibi dışa kendini tamamen  kapatmış bir insan değilim, öyle olsaydı köriyi alıp taze fasulyeye koymayı bile düşünmezdim. Bu baharat olayı bize çok hitap ediyor, Ortadoğu'dan başlayalım Çin'e doğru gittikçe aman Allah bir baharat dünyası baharat aşkı o biçim ama batıya doğru gittikçe yemekler yağdan salçadan bir haber. Dönelim fast food olayına zira meselemiz gurmelik tadında bir dünya mutfakları mevzusu değil. Yılda bir kere bazen o bile olmamakla birlikte o kasten kırmızı renkli fast foodcula...

Giyinmenin Önemi

Oldukça komik bir konu başlığı olmak üzere,  giyinmenin nasıl bir önemi olabilir, aman ha iyi giyinin üşutmeyesiniz, ya da aman ha sokağa çıplak çıkmayın, tecavüze ugrarsınız gibi bir mahiyet değil herhalde. Giyinmek... Şöyle çok eskiye gidiyorum baya bir eskiye, adem babamizla havva annemizin yanına. Bu ilk zamanlarda kıymetli ebevynlerimiz henüz tekstilin falan esamesi yokken fıtratlarında bulunan hayaları nedeniyle mahrem yerlerini örtmek istemişlerdir tabi olarak. Etrafa şöyle bir bakıp akla gelen ilk fikir olarak geniş yapraklı bitkilere uzanmışlar ve mahrem yerlerini örtmüşlerdir.  Yani burdan anlayacağımız ilk şey, giyinmenin örtünmek yani mahrem yerleri örtmek maksadını taşıdığını söyleye...