Anladim ki hayat, payına düşene razı olmaktan, şükrederek yaşamaktan ibaret. Bugüne kadar arzu ettiğimiz ne varsa sahip olamadık ve inancımız gereği hepsini hayra yorduk. Daha güzeli, daha hayırlısı olur dedik, olacaktır da nitekim. Lakin sonra şunu düşündüm, daha iyisi daha hayırlısı, şükür yaratır da aşk yaratır mı, heyecan yaratır mı, tutku coşku yaratır mı? O çocukluk heyecanını, inancın kırılmış kalbini onarıp, sanki hiç kırılmamış gibi yapar mı? Hakkımızda hayırsız olan ne varsa onlardan bertaraf edilmemeliydik. Kaderimizde yazılı olanlarla, aklımız gönlümüz senkronize çalışmalıydı. Hayırsıza sahip olmanın mutluluğu, daha dogrusu arzu edilene kavuşmuş olmanın mutluluğu bize bir ömür yetmez miydi? Aslında hayırsız olma diye bir kavram da yoktur, kaderde yazılı olan vardir ve hiçbir kader yazısında ayağınıza taş bile değmeyecek diye bir garanti yoktur. Hal böyle olunca gönül istediğiyle imtihan olunsaydı, hem kendi düşen ağlar mıydı, sonu hayal kırıklığı bile olsa olsun ben muradıma erdim ya demez miydi insan, bunun tatminligi bir ömür yetmez miydi? İşte mesele bütün bunlara rağmen, kadere razı olmak ciddi bir iman meselesidir.
Çok sevdiğim bir arkadaşım uzun yıllar, aşk acısı çektikten sonra hayırlı bir yuva kurdu. Tahmin ettiğiniz gibi aşık olduğu kişiyle değil, bir başkası ile evlendi. Arkadaşım mutluydu, şükrediyordu, huzurluydu da ama düğününde gözlemledigim kadariyla mutluluğu biraz toktu. Birseyler eksikti sanki. Sonra şunu düşündüm ve kafamda netleştirdim, evleniyor olmanın mutluluğunu yaşıyordu ama onunla olmanın coşkusu yoktu. İnsan büyüyünce, sevinçleri bile buruk, gözü tok, sanki akıllandım artık der gibi, pek bir aklı başında her hal ve hareketi. İşte şimdi anladım ki, hayat insanı önce bir dövüyor, duvara çarpıyor, ve sonra haydi şimdi doğruca yoluna git diyor, bu akıllanmışlıkla insan mutlu olmaya çalışıyor. Aklı başında hayatlarımızda dos doğru yollarımızdayız, anladım ki hayat bu yoldan hiç çıkmama gayreti.
Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...
Yorumlar
Yorum Gönder