Son zamanlarda en fazla hayranlık duyduğum şey, belki de hayranlık duymaya değer buldugum tek şey aslında söylem olarak iki şey, bir bütün olarak tek şey, tecrübe ve olgunluk. Neyi konuşup neyi konusmayacağını bilen, hayatta yaşadığı şeyleri öylesine yaşamamış, algı olarak hep açık kalmış ve sonuca geldiğinde düşüncelerini tutarlılık ilkesi ile birbirine bağlamış insanlara hayranım. Edep, erdem, kültür etik, sosyolojik yapı bunların hepsini göz önünde bulundurarak sağlıklı bir kişilik oluşturmuş insanlara hayranlık duymamak mümkün mü ! Adam kurduğum bu cümle nerelere gider, sonra beni nelere maruz bırakır, karşı tarafa nasıl bir yansıma veririm diye düşünüyorsa ve soyleyeceklerini çok zor bir süzgeçten çok hızlı bir şekilde geçirebiliyorsa, bu adam hayranlık uyandıran insandır. Bu adam olgun ve tecrübe sahibidir. Gençlik yıllarında insanlar hoyrattır ve az yasanmisligin sebebiyle, söylemler tutarsız ve kafaya estiği şekildedir, hatta bunun adı onlara göre, düşünce özgürlüğüdür, oysa bunun adı özgürlük değil, patavatsızlıktır, cahilliktir. Asıl özgürlük sonrasında esiri olmayacağın saçma düşünceleri gafilce dile dökmeyecek kadar zeki olmaktır. İşte olgun insanlar bir şeyi iyice düşünüp konuşurken, asıl düşünce özgürlüğünü yaşamak için çekimser davranırlar, kafadan kalpten geçen hersey filtresizce dile dökülseydi akıl almaz iletişim kazaları olurdu hem unutmayın insanlar içlerinden geçenlerden değil dillerinden çıkanlardan mesuldür. Çünkü dil düşüncenin tescilidir, mührüdür, vurulduğu anda sahibini yükümlülük sahibi yapar. Bu nedenle olgun insan bu mührü bilinçsizce kullanmaz. Konuşurken çekimser konuşmak kimseden korktuğumuz anlamına gelmez bilhassa olgunlugumuzu gösterir. Bazen amaç kırıcı olmamaktır bazen de doğru zeminde doğru şekilde aktarma kaygısıdır ama her şekilde bir erdem göstergesidir.
Usül gözetmek çok güzel birşeydir. Mesela, husumetiniz olan birinin dahi özel durumunu göz önünde bulundurarak konuşmak ciddi anlamda bir olgunluktur ola ki, muhatabınız ceza evinden yeni çıktı, daha yeni ameliyat oldu ve size de bir gün bir yerde söz hakkı doğdu siz o anda suan hakkında kötü konuşmak istemiyorum onun vakti suan değil demeniz çok ciddi bir erdem göstergesidir. İşte hayranlık duyduğum olgunluk bu. Yoksa sizin de kimseden cekindiginizden değildir bu tavrınız, insan olma erdemini icsellestirmiş olmanızdır.
Herşey her yerde söylenmiyor, her doğru dile gelmiyor, dil denen nefsi eğitmek ne zor iştir, dili tutabilmek ne kadar zor gelir insana oysa onu tutabilenler her şekilde kurtulurlar. Dili tutabilmek insanlar arasında sevilmenizi sağlarkenken, allah katında sabrınızı gösterir ki o da sizi selamete çıkarır. Bu nedenle olgunlaşmanın az konuşmayla, sessizleşmeyle yakından bir ilişkisi var. Bazı insanlar çok erken yaşlarda bu erdemi sağlayabilirken pek çoğumuzun bunu idrak etmesi ömrümüzün ortalarına tekabül ediyor, bazılarımız ise bu şansa hiç muvaffak olamıyor. Benim dileğim, bizi kurtuluşa erdirecek bir çare bir çıkış yolu, bizi olgunlastıracak insanı kamile erdirecek bir ömür, aksi takdirde ilahi sonumuz dahil akbetimiz hüsran olur.
Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...
Yorumlar
Yorum Gönder