Ana içeriğe atla

İyi olmak mı zor kötü olmak mı ?

Sizce hangisi daha zor? Genellikle iyi bir insan olmanın zor olduğu iddia edilir ama ben tam tersini iddia ediyorum zor olan kötü olmaktır. Çünkü kötü olmak bir bedel hatta süreklilik arz ettiğinde birden fazla bedel ödemeyi gerektirir ve takdir ederseniz ki bu bedeller ağır olabilir. Bedel odemek ise cesaret gerektirir. İyi insanlar ortalama sıradan insanlarken kötü insanlar sıra dışı insanlardır. Bu insanlar sürü psikolojisinin dışında hareket ederler. Sürünun geneli itaat etme boyun egme eğilimi gösterirken kötü insanlar aykırı davranış gösterebilirler. İyi insanlar kaderci bir davranış sergilerken kötü insanlar alternatif yollar yaratmak peşinde koşabilirler. Bu şekilde anlatırken kötülük bunun neresinde diye düşünebilirsiniz oysa kötülük muazzam bir şekilde cesaret olayıdır. Onurlu gururlu olmak son derece kolaydır peki bunlardan ödün vermeniz gerektiğinde bu bedeli odeyebilir miydiniz !
Bana öyle geliyor ki çaresizlikle aciziyetle iyilik arasında bir bağ var. Başarı ile kötülük arasında da bir bağ var. Ya da biz ona zafer diyelim.
İyilik herseyin üstünde yönlendirici bir gücün var olduğunu kabul ederek yaşarken kötülük kendi yol haritasını çizmeye çalışır planlı ve Sistematiktir. Takdir edersiniz ki kötülük Avcı olmayı gerektirir uyanık olmayı tetikte olmayı gerektirir.
Siz kırda ki tavşan misiniz yoksa karnını doyurmak isteyen bir tilki mi? Peki bu durumda Tavşanı doğrudan cennete mi ugurlayalim masumiyetinden ötürü yoksa tilkiyi tebrik mi edelim azminden ve zekasindan ötürü. Belki de iyilik te kötülük te fitratimizda var olan olmasi gereken iki tabiat. Ne tavşanlar ne de tilkiler çok ta matah işler peşinde değiller.
Kötülüge ne kadar hayranlık duyarsam duyayım ben kötü olamam çünkü var olma amacımızın bu olmadığını çok iyi biliyorum. İyi bir insan olarak yaşarken nefsimden milyon kez ödün verdiğimi, fazlasıyla zavallı gibi göründüğümü de biliyorum ama işin aslı zaten olmasi gereken de bu. İyi bir insan olmanın en büyük bedeli, çaresiz gibi görünmek, elin kolun bağlı gibi olmak, elinden birsey gelmiyormuş gibi olmak. Bütün bunların hepsine inancımızdan, kötü biri olamadığımızdan katlanıyoruz. Nefsimize ne kadar zulmediyoruz siz düşünün.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Perfect life

Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...

Fast Food Kültürü

Hiç sevmem, nefret ederim, rahatsızlık duyarım, irite olurum falan. Böyle bir kültür varsa da zira bizim kültürümüz değil zaten, belki de bütün iç acımalarım bundan. Gerçi kapalı model ülkeler gibi dışa kendini tamamen  kapatmış bir insan değilim, öyle olsaydı köriyi alıp taze fasulyeye koymayı bile düşünmezdim. Bu baharat olayı bize çok hitap ediyor, Ortadoğu'dan başlayalım Çin'e doğru gittikçe aman Allah bir baharat dünyası baharat aşkı o biçim ama batıya doğru gittikçe yemekler yağdan salçadan bir haber. Dönelim fast food olayına zira meselemiz gurmelik tadında bir dünya mutfakları mevzusu değil. Yılda bir kere bazen o bile olmamakla birlikte o kasten kırmızı renkli fast foodcula...

Giyinmenin Önemi

Oldukça komik bir konu başlığı olmak üzere,  giyinmenin nasıl bir önemi olabilir, aman ha iyi giyinin üşutmeyesiniz, ya da aman ha sokağa çıplak çıkmayın, tecavüze ugrarsınız gibi bir mahiyet değil herhalde. Giyinmek... Şöyle çok eskiye gidiyorum baya bir eskiye, adem babamizla havva annemizin yanına. Bu ilk zamanlarda kıymetli ebevynlerimiz henüz tekstilin falan esamesi yokken fıtratlarında bulunan hayaları nedeniyle mahrem yerlerini örtmek istemişlerdir tabi olarak. Etrafa şöyle bir bakıp akla gelen ilk fikir olarak geniş yapraklı bitkilere uzanmışlar ve mahrem yerlerini örtmüşlerdir.  Yani burdan anlayacağımız ilk şey, giyinmenin örtünmek yani mahrem yerleri örtmek maksadını taşıdığını söyleye...