Her şeyleri var, ama şükürleri yok. Aha geliyor sıkıcı konu diye mi düşündünüz? Genelde bu tarz konular çok sıkıcıdır çünkü çok sıkıcı bir üslupla verip veriştirilir oysa ben dünyanın en sıkıcı konusunu bile üzerine ilk defa konuşuluyormuş gibi konusabilirim. İtiraf etmeliyim ki bütün konu başlıklarım ve içerikleri sanki ezelden beri bildiğimiz ve artık sıkıldığımız konular gibi oysa yazdıktan sonra, hmm güzel anlatmışım diyebiliyorum. Aslında mevzular evet ezelden beri aynı, ama ben ilk ve tek kez yaşıyorum bunları, kendi başıma keşfediyorum ve ulu bir bilge deneyimlerini hazır bir şekilde önüme koymuyor. Gelelim şükürsüzlere! Bir bakıyorum hallerine sanki sahip oldukları hersey zaten hakları olan şeylerdi hatta, bunlar ne ki daha iyisi lazımdı gibi bir ruh halleri var. Alala diyorum içimden ve hayretle bakıyorum sonra düşünüyorum ve onların yerine sorguluyorum, ne yapıpta haketmiş olabilirler diye. Hakkın belirleyicisi ne onu da bilmiyorum. Çok zekiyim akıllıyım deseler, akıl denen sermayeyi veren de Allah, cok çalıştım azmettim dese, o basireti veren de Allah, başarıyı takdir buyurun da Allah. Bunları geçtim dünyaya geldiğiniz yer için sahip olduğunuz bütün olanaklar için nasıl bir mücadele verdiniz ? Hakkım olan buydu, ne yaptın dünyaya gelmeden önce, nasıl bir konuşma yaptın ilahi mercii ile ! Nasıl hararetli bir savunma yaptın da ikna ettin sahip olduğun hayatı yaşamak için. Aklın almıyor değil mi, benim de almıyor. Sonra bakıyorum diğerlerinden fazla gözleri, elleri mi var diye yok hayır, uzuv olarak hepimiz eşitiz zira farklı olsa da birsey farketmez bu bir üstünlük sebebi olmazdı, maksadım muhakeme unsuru saymak, yok arkadaş, bu egonun kabul göreceği mantıklı bir gerekçe yok. Herşeyleri var ama şükürleri yok! O kadar çok nefsimle ve sahip olamamakla terbiye olundum ki, bir çorap nasip olsa şükrünü eda etmek gelir içimden. İnsanların çok kolay sahip oldukları şeyleri, ve kronolojik sıralamayla yaşadıkları olayları ben çok zor yaşadığım için herşey bana bir lütuf gibi geliyor, gibisi fazla zaten lütuf aslında..İşte bunun farkına varmak için, yoksun kalmak gerekiyor. Yoksul insanlar çok kolay mutlu olurlar neden, çünkü sahip olmanın kıymetini bilirler. Herşeyleri olup mutsuz insanlar neden mutsuzlardır çünkü tatminsizlerdir. Tatminsizlik ile şükürsüzlük arasında müthiş bir bağ var. Bazı sabahlar sağlıkla uyandığım için sükrederim, bazen biri bana birsey hediye ettiğinde buna sahip olduğum için sükrederim, zaten hakkımdı demem, diyemem. Sahip olduğumuz her ne varsa her bir dakikamızı şükür ile geçirsek yine de kafi gelmez. Bütün bir ömrümüzü ibadetle geçirsek tek bir gözümüzün şükrünü eda etmiş sayılır mıyız acaba ! Bırakın şükrünü eda etmeyi bir de ahkam kesiyorlar, hakkım olanı ver diye ! Gerçekten de çok komik, ama güldürmeyen bir komedi. Şükürsüzlere ne desem boşuna, çünkü onlar dünyaya Vip gelmisler ve hakettiklerini yaşıyorlar bize laf söylemek düşmez, onlar bu egolarıyla yaşaya dursunlar, anlayacakları dilden konuşmasını bilir Allah, lakin ben bilemem, kimin ne yaşayacağını da bilemem zira muneccimlik gibi bir iddiam yok, kimsenin kalbinin içini de bilemem, bildiğim tek şey kendi nefsim ve onunla mücadelem. Ben sahip olduğum çoraplar için şükretmeye devam ederken onlar da tatminsizliklerine devam ede dursunlar...
Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...
Yorumlar
Yorum Gönder