Ana içeriğe atla

Develer, Kervanlar

İnsanlar... Ömrümüzden geçip gidiyorlar develer üstünde. Zaman dönemler halinde geçiyor hayatımızdan, dönemler ise bir kervan içinde ki, develer gibi adeta, sıra sıra dizilmiş gidiyorlar, her birinin üstünde tanıdık yüzler görüyorum, kimi ömrüme daimi yerleşik yapmak istediğim kimseler, kimi aman bir an evvel gitse kayıplara karşsa dediğim kimseler, işin acı tarafı, kimse kalmıyor ömrümde, gidiyorlar. Herkes  kendi yolunun yolcusu. Biri bari benim kendi yolumda arkadaşım olsa diyorum, biriyle yollarımız kesişse, biriyle varacagımız yer aynı olsa, yalnız olmak zorunda mıyız bu uzun ürkütücü yolda, içim ürpererek ve acıyarak  usulca sessizce kendime soruyorum. Kimse kalmıyor ömrümüzde kimseyi tutamıyoruz, hayat sürekli işleyen bir trafik gibi, bu trafikte bütün kervanlar hep hareket halinde. Sırtlarını görüyorum gidenlerin, uzaklaştıkça siluetleşiyorlar, vakit gün batımı oluyor, başları batan güneşin yüzüne düşüyor adeta bir fon gibi. İçim acıyor arkalarından bakarken, seveyim ya da sevmeyeyim onları, yalnızca üzülüyorum bu manzaraya, bu gidiş, bu yolunda giden ve durdurulması mümkün olmayan kervan, içimi dağlıyor, korkuyorum, tek başına bu manzara endişelendiriyor beni.

Herkes kendi yolunun yolcusu ne yoldan çıkmak mümkün ne de yolcu olmamak. Yaşamanın özü bu çünkü işleyiş Sistemi bu hiçbir yere gitmesek bile bu dünyadan öbür dünyaya gitmemiz yani ölmemiz bile bir yolculuk. Zamanın durmayışı ve sürekli akıp gitmesi de bir yolculuk, yolculuk yapmayan hicbirsey yok bu hayatta. İşte bu hiç durmayan sürekli dolaşım halinde olan sirkülasyon hem ürpertici hem de üzücü.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Perfect life

Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...

Fast Food Kültürü

Hiç sevmem, nefret ederim, rahatsızlık duyarım, irite olurum falan. Böyle bir kültür varsa da zira bizim kültürümüz değil zaten, belki de bütün iç acımalarım bundan. Gerçi kapalı model ülkeler gibi dışa kendini tamamen  kapatmış bir insan değilim, öyle olsaydı köriyi alıp taze fasulyeye koymayı bile düşünmezdim. Bu baharat olayı bize çok hitap ediyor, Ortadoğu'dan başlayalım Çin'e doğru gittikçe aman Allah bir baharat dünyası baharat aşkı o biçim ama batıya doğru gittikçe yemekler yağdan salçadan bir haber. Dönelim fast food olayına zira meselemiz gurmelik tadında bir dünya mutfakları mevzusu değil. Yılda bir kere bazen o bile olmamakla birlikte o kasten kırmızı renkli fast foodcula...

Giyinmenin Önemi

Oldukça komik bir konu başlığı olmak üzere,  giyinmenin nasıl bir önemi olabilir, aman ha iyi giyinin üşutmeyesiniz, ya da aman ha sokağa çıplak çıkmayın, tecavüze ugrarsınız gibi bir mahiyet değil herhalde. Giyinmek... Şöyle çok eskiye gidiyorum baya bir eskiye, adem babamizla havva annemizin yanına. Bu ilk zamanlarda kıymetli ebevynlerimiz henüz tekstilin falan esamesi yokken fıtratlarında bulunan hayaları nedeniyle mahrem yerlerini örtmek istemişlerdir tabi olarak. Etrafa şöyle bir bakıp akla gelen ilk fikir olarak geniş yapraklı bitkilere uzanmışlar ve mahrem yerlerini örtmüşlerdir.  Yani burdan anlayacağımız ilk şey, giyinmenin örtünmek yani mahrem yerleri örtmek maksadını taşıdığını söyleye...