Eee buna şaşıran var mı aramızda ? Peki sizce bu dramatik bir durum mu? Bence değil! Farklı bir açıdan bakacağım olaya. Şöyle bir günümüz yapısına bakalım, eğitim seviyemize, ekonomik yapımıza, günümüz kültürel değerlerine bir bakalım. Geçmişe oranla üniversite eğitim düzeyinde o kadar çok insanımız var ki, istihdam meselesini bir kenara bırakırsak eğitime sadece eğitim, aydın beyin maksadıyla bakarsak çok ciddi bir aydınlanma donemindeyiz ve bu olay giderek te artacak. Eğitimin artmasıyla zihinler değişir, zihnin değişimine parelel olarak vizyon da değişir, kültür de. Eskiye oranla çileden beslenen arabesk bir evlilik anlayışı yok artık. Bakın ben görüp girebileceginiz en inançlı, en kaderci insanlardan biriyim ama zulme dönüşmüş mutsuzluga dayanmaya çalışmanın inançla kaderle ilgisi yoktur. Eğer hayat arkadaşımı seviyorsam ondan kaynaklı ya da ondan bağımsız şartlara dayanmaya çalışırım, çocuklarım varsa onlar için fedakarlık yapıp yine dayanmaya çalışırım ama beni özveriye itecek hiçbir sebebim yoksa, yaşadığım hayata kaderimmiş diyemem. Hayattaki hersey kaderdir ama irade faktörünü asla göz ardı edemeyiz. Öyle anlarda söz hakkı sizdedir ki, suyun akacagi yatağı siz belirlersiniz, öyle anlarda top ayağınıza gelir ki, gol atmak ya da atmamak sizin elinizdedir dolayısıyla aklımızı devre dışı bırakarak herseye kader diyemeyiz. Kadercilikle çaresizlik arasında bir bağ var bunu kabul etmeliyiz, kişi çaresiz olduğu kadar kadercidir, imkanı olan hickimse hiçbir olumsuzluğa bir dakika dayanma zahmeti göstermez, e şimdi bu mantıktan hareketle insanlar artık geçmişe göre daha az çaresiz! Bu durumda insanların mutsuz oldukları hayatlardan ayrılması çok doğal değil mi? Bugün bu kadar çok boşanmanın olmasi bir yerde bireylerin ekonomik açıdan da güçlü olması anlamına gelmiyor mu ? Artık insanlar daha bilinçli, ortalama iki çocuklu ailelerin çok yaygın olduğunu varsayarsak, bir çocuğunu hiç kimse mutsuz bir evliliğe kurban etmez, evladını o hayattan çekip almak ve ona destek olmak ister, ama geçmişte olduğu gibi yedi çocuklu on çocuklu bir aile de, mutsuz olan bir evladı bir ebeveyn yanına almakta zorlanabilir çünkü finansal anlamda zorlanma olacağı aşikardir, bugün insanların en fazla iki çocuk yapması da bir bilincliliktir, şimdi inançlı biri olarak, çoğalalım efendim, ümmeti müslümana bir ferd daha kazandıralım düşüncesi de ayrı bir ideal ama, şunu da unutmayalım ki illetlerin en büyüğü az geçimle çok çocuğa sahip olmaktır, geçim derdi rızık darlığı da hiçbir imtihana benzemez hal böyle olunca çileye gönüllü talip olmakta insan akıl ve fikrine aykırı bir durumdur. Toparlıyorum bugün boşanmaların bu kadar artması işin esası çok ta travmatik bir durum değildir. Çok başka paritelerin göstergesidir. Hiç kimsenin keyfi kararlarla bu kadar büyük bir emeği, bu kadar kıymetli bir sözleşmeyi fes edeceğini sanmıyorum, dolaysıyla binbir hayal ile kurulan bir yuvayı yıkan kimsenin de haklı gerekeceleri vardır diye düşünüyorum.
Eee keşke kimse yanlış bir evlilik yapmasa, iyice düşünüp en sağlıklı kararı alsa, ama evlilik kadar insan faktörü üstüne kurulu bir ilişki de hersey çok değişkense zemin kaygansa, doğru kararın belirleyicisi ne ? Hatanın büyüğü de küçüğü de doğaldır, özgüven alınan yanlış kararı düzeltebilme cesaretidir bir yerde. Örgü yapan biri olarak şunu söylemeliyim, yanlış örülen birşeyi çok fazla ilerletmeden sökmekte fayda vardır. Çünkü yanlış olan birsey sonunda fayda vermez amacına hizmet etmez, birşey yanlış gidiyorsa çok fazla ilerlemeden sil baştan yapmakta fayda var.
Hayatta konu ne olursa olsun hicbirseyi bir travma olarak yorumlamamakta fayda var, vay efendim bu kadar boşanma var evlilik kurumumuz yıkıldı artık ayakta duramıyor, böyle birşey yok. Hepimizin annesi sinir hastası, hepsinin inanılmaz hasarları var neden, evlilik kurumunun başarıyla ayakta durmasını sağladıkları için mi !
Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...
Yorumlar
Yorum Gönder