Ana içeriğe atla

Ayıklayın taşları

Bu taşlar bildiğiniz taşlardan değil ! Prinç  içinde olanlardan hiç değil ! Bu taşlar akla zarar taşlar. İsabet etmesi halinde sizi hem dünyanızdan hem de ahiretinizden edecek taşlar ! Kim mi bu taşlar ? Hayatınızdaki gereksiz insanlar. Sadece gereksiz olsalar iyi, çünkü her atıl kalmış şey zararlı olmayabilir üstüne üstlük bunlar zararlı gereksiz insanlar. Bu gereksiz, şeytanın askeri olmuş gamlı baykuş tipli insanlar genellikle kursagınıza oturmayı hedef alan taşlar. İşte onları ayıklayın hayatınızdan rahat bir nefes alın. Bakın çok ciddiyim bir nevi mutluluğun sırrını veriyorum size ne olur bunu yabana atmayın. Zaten hayatlarımız zor, nefsimizin ağırlığı bilmem kaç ton, huzur desen üç gram, bir de bu zor şartlar altında nifak tohumlarına hiç gerek yok. Sizi ajite eden, dram üreten, gücünüzden çalmak için acayip efor sarfeden bu insanlardan uzak durun. Usul usul kaçmaya başlayın benden size tavsiye. Kendinize sağlam bir kabuk oluşturun, doğa bile bunu kendiliğinden üretiyor, demek ki hayatta kalabilmemiz için şart bir korunak bu kabuklar. Dayanma gücünüze saldırıyorlar dikkat edin. Bugüne kadar insan biriktirmeye, anı biriktirmeye mi inandınız benim gibi bilmiyorum ama, geç abi, yalan o ! Hem de öyle sümsük bir yalan ki o ! Yemisim ben öyle anı defterini. Insan biriktiriyorum sanırken aslında potansiyel katillerden oluşan sabıka defteri oluşturuyoruz ne kadar komik degil mi ? Ben en cok ta ahmak hallerimizi komik buluyorum. Kesinlikle mizahın kaynağı bu olmalı. Bize sabretmeyi tavsiye edecek dostlara ihtiyacımız var. Bizi yalan dolan dünyalıklarla oyalayacak değil, var oluşumuzun ilahi bir amacı olduğunu düşündürecek aklı başında dostluklara ihtiyacımız var. Sabretmek öyle lazım bir erdem ki. Bunu başarabilen sonsuz saadetine kavuşabilecekken, başaramayan isyan ve mutsuzluktan baska birsey üretemez. Bu yüzden aşımızın içindeki taşları atalım gitsin. İsteyen bizi ön yargılı itham etsin isteyen içine kapanık falan, ama biz bunları yemiyoruz, bizim derdimiz ömrü hayatımızın huzuru ve ilahi akıbeti...


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Perfect life

Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...

Fast Food Kültürü

Hiç sevmem, nefret ederim, rahatsızlık duyarım, irite olurum falan. Böyle bir kültür varsa da zira bizim kültürümüz değil zaten, belki de bütün iç acımalarım bundan. Gerçi kapalı model ülkeler gibi dışa kendini tamamen  kapatmış bir insan değilim, öyle olsaydı köriyi alıp taze fasulyeye koymayı bile düşünmezdim. Bu baharat olayı bize çok hitap ediyor, Ortadoğu'dan başlayalım Çin'e doğru gittikçe aman Allah bir baharat dünyası baharat aşkı o biçim ama batıya doğru gittikçe yemekler yağdan salçadan bir haber. Dönelim fast food olayına zira meselemiz gurmelik tadında bir dünya mutfakları mevzusu değil. Yılda bir kere bazen o bile olmamakla birlikte o kasten kırmızı renkli fast foodcula...

Giyinmenin Önemi

Oldukça komik bir konu başlığı olmak üzere,  giyinmenin nasıl bir önemi olabilir, aman ha iyi giyinin üşutmeyesiniz, ya da aman ha sokağa çıplak çıkmayın, tecavüze ugrarsınız gibi bir mahiyet değil herhalde. Giyinmek... Şöyle çok eskiye gidiyorum baya bir eskiye, adem babamizla havva annemizin yanına. Bu ilk zamanlarda kıymetli ebevynlerimiz henüz tekstilin falan esamesi yokken fıtratlarında bulunan hayaları nedeniyle mahrem yerlerini örtmek istemişlerdir tabi olarak. Etrafa şöyle bir bakıp akla gelen ilk fikir olarak geniş yapraklı bitkilere uzanmışlar ve mahrem yerlerini örtmüşlerdir.  Yani burdan anlayacağımız ilk şey, giyinmenin örtünmek yani mahrem yerleri örtmek maksadını taşıdığını söyleye...