Ana içeriğe atla

Mazeretim var, ukalayım ben !

Özgüven ile ego arasında bir fark vardır en sevmediğim şey egosu olan insandır diye bir trajedi yaratmayacagım aksine egosu olan insanlara, karşı konulamaz bir sempatim vardır altı dolu olmak koşulu ile!  Kuru kuruya ego da neyin nesidir ve ne kadar gülünçtür.
Başarının olduğu yerde yeteneğin olduğu yerde aklın zekanın olduğu yerde özgüvenin olması hatta egoya dönüşmesi çok normaldir. Keşke olmasa keşke insanlar büyüdükçe kuculebilse mütevazilesebilse ama öyle olmuyor çoğunlukla çünkü insan dediğimiz canlı ortalama bir canlı, ve takdir edersiniz ki pek çoğumuz paygamber ahlakına sahip olacak bir potansiyelle dünyaya gelmiyoruz.
Geçtiğimiz sene "survivor" da "ilhan mansız" da yarışmıştı. Abi adam kilometrelerce öteden müthiş bir aura ile parlıyor ben liderim diyor. Beden duruşundan tutta az konuşmasına, karizmasina başarılarla dolu özgeçmişine bir bakalım da adama hayranlık duymayalım. Adam yürüyen bir cazibe! Ben olsam ona bağlılığımı uzak Doğu da ustasına itaat eden  çırak gibi sunardım varlıgımı varlığına armağan ederdim. Aksine   takım arkadaşları onun bastırılamaz özgüveninden bir hayli muzdarip oldular. Tabi ne bekliyorlardı bilmiyorum o yaşa ve tecrübeye ulasmis bir insanın hiçbir yeteneği olmasa, görüp geçirdikleri fark atmasına yine vesile olurdu.  Şimdi bu tarz insanları uzaktan izlemek son derece keyiflidir hayranlık duyulması normaldir, hiç zerre gocunmadan üzerine methiyeler yazabilirsiniz çünkü siz o insanla aynı segmentte değilsiniz, rakip değilsiniz yaşama alanınız aynı alan değil ama bu insanlarla çalışma arkadaşı iseniz ya da ne  bileyim bu insan sizin hayat arkadaşınız falan ise sizi gayri ihtiyari ezebilir burda İlhan Mansız i tenzih ederek söylüyorum ego sahibi herhangi bir insani baz alarak konuşuyorum. Eğer o insan egosunu size karşı da konusturuyor sa işte burda sıkıntı dogabilir, o zamanda mazeretim var ukalayım ben diyebilir.
Bana kalırsa haklı ego tadından yenmez nerde ukala, sivri bir insan var, anında sempati duyarım sonra o ego bana karşı konuşmaya başlayınca tabi doğal olarak rahatsız olmaya başlarım. Egonuz ınsanlari aşağılamaya başlıyorsa, kırıcı olmaya başlıyorsa burda takdir edilecek bir davranış biçimi yoktur ama insanların hatalarını tatlı hicivlerle güzel kinayelerle kendilerine ifade ediyorsanız işte zaman sempatilerini kazanmak kaçınılmazdır.
Asıl hayranlık ise, kim olduğunu unutmayan, mazluma yardım elini uzatabilen, başarının ve rızkın Allahın takdiri sayesinde kendinde var olduğunu idrak edebilen insana karşı duyulur.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Perfect life

Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...

Fast Food Kültürü

Hiç sevmem, nefret ederim, rahatsızlık duyarım, irite olurum falan. Böyle bir kültür varsa da zira bizim kültürümüz değil zaten, belki de bütün iç acımalarım bundan. Gerçi kapalı model ülkeler gibi dışa kendini tamamen  kapatmış bir insan değilim, öyle olsaydı köriyi alıp taze fasulyeye koymayı bile düşünmezdim. Bu baharat olayı bize çok hitap ediyor, Ortadoğu'dan başlayalım Çin'e doğru gittikçe aman Allah bir baharat dünyası baharat aşkı o biçim ama batıya doğru gittikçe yemekler yağdan salçadan bir haber. Dönelim fast food olayına zira meselemiz gurmelik tadında bir dünya mutfakları mevzusu değil. Yılda bir kere bazen o bile olmamakla birlikte o kasten kırmızı renkli fast foodcula...

Giyinmenin Önemi

Oldukça komik bir konu başlığı olmak üzere,  giyinmenin nasıl bir önemi olabilir, aman ha iyi giyinin üşutmeyesiniz, ya da aman ha sokağa çıplak çıkmayın, tecavüze ugrarsınız gibi bir mahiyet değil herhalde. Giyinmek... Şöyle çok eskiye gidiyorum baya bir eskiye, adem babamizla havva annemizin yanına. Bu ilk zamanlarda kıymetli ebevynlerimiz henüz tekstilin falan esamesi yokken fıtratlarında bulunan hayaları nedeniyle mahrem yerlerini örtmek istemişlerdir tabi olarak. Etrafa şöyle bir bakıp akla gelen ilk fikir olarak geniş yapraklı bitkilere uzanmışlar ve mahrem yerlerini örtmüşlerdir.  Yani burdan anlayacağımız ilk şey, giyinmenin örtünmek yani mahrem yerleri örtmek maksadını taşıdığını söyleye...