Ana içeriğe atla

Kapitalizm bir aşk hikayesi

İçinde bulunduğumuz ekonomik sistem kendi içinde temelinde tüketme aşkı olan bir ekonomik sistem.
Bu aşkın ihtiraslarina kapilabilmek  için evinizden çıkıp en yakın alışveriş merkezine gitmeniz yeterli. Her yer mis gibi kahve ve parfüm kokuyor değil mi ? Vitrinler ışıl ışıl karşı koymak imkansız sizi kendilerine doğru çağırıyorlar. Kapıdan içeri girer girmez bir medeniyet duygusu içinizi sarıyor "well come to modern world" diyor. Birden başka bir dünyaya giriyorsunuz hangi mahalleden hangi köyden geldinizin bir önemi kalmıyor. Siz artık yalnızca tüketicisiniz. İstediğiniz mağazaya girebilir alışveriş yapabilirsiniz. Herşey son derece ucuz çünkü endüstriyel üretime geceli uzun yıllar oldu. Bir kazagi satın almak onu üretmekten çok daha ucuza mal olunca, kapitalizme bir kez daha aşık oluyor içiniz coşuyor. Hepsini ama hepsini satın almak istiyor tek bir reyonu bile hallac pamuğu atar gibi atmadan geçmek istemiyorsunuz. Bütün askılara tek tek bakıyor bir tanesini bile atlamak istemiyorsunuz.
En son hangi ayakkabınızi ayağınizda parcalanincaya kadar giydiniz, ya da hangi kazak üzerinizde eridi gitti yok oldu böyle birşey olmadı değil mi en fazla bir sezon giydiniz onu da saysan beş kere giymediniz. Çünkü sistem size bağırıyor, yenisi çıktı daha güzeli çıktı moda değişti, aynı kazakla beş foto cekinilmez ki! İnsanlar onu bir kere üstünüzde gördüyse tamam artık o esiyenler grubuna girdi. Tüketmek ne kadar kolay ve ucuz dgeil mi ? Peki kazanmak ? Diyelim ki o da kolay, tasarruf yapmanız halinde ne kadar zenginlesebileceginizin farkında mısınız ? Ne kadar kazandığınızin bir önemi yok, kendi çapinizda geleceğiniz icin mini  çaplı bir servet oluşturmak o kadar kolay ki! Bu aşkın zararlarını yaşamak yerine neden faydalarını yaşamıyorsunuz?  Devir bilgi devri. Devir bilgiye en kolay ulaşmanın devri. Artık sır diye birşey kaldı mı?  Güzellik sırrı gençlik sırrı sağlık sırrı diye birşey kaldı mı?  Bilmediğiniz ne var ? Aman siz uğraşmayin biz sizin yerinize ürettik yaptık mis gibi ambalajlara koyduk, üzerine güzelce bir koku koyduk size düşen gelip satın almak diye bağıriyorlar.
En pahalı güzellik merkezlerinde yaptiracaginiz bakımı, Anadolu da Hindistan da Çin de kadınlar tarih boyunca zaten yapıyorlardı hem de çok daha dogalini çok daha verimlisini neden o kadınların saçları daha uzun ve gürdü?  Eger sizin ki, çok gelen paranızı bir yerde harcama ve kendinizi iyi hissetme çabası ise ona birsey diyemeyecegim. Kendinizi oralarda efendi, Sultan ya da padişah hissediyorsaniz buna para ödüyorsaniz buna diyecek birşeyim yok, ama ben kendi işini kendi gorebilen ve hiçkimseye muhtaç olmayan insanlara hayranım.
Kapitalizm başlı başına bir aşk hikayesi. Kışkırtıcı dondurma reklamları çikolata reklamları ucuza gelen tatil programları, her yer ışıl ışıl bikini mayo, sandalet plaj çantası ama bunları yapabilecek bir hayat standardı yok maddi olarak çok kolay evinizi dolabınizi bunlarla doldurabilirsiniz, ee dedik hersey çok ucuz diye. Gel görelim kültürümüz bu Love story e uygun değil oralara hiç girmeyelim. Kapitalizm sizi de tahrik etti değil mi? Tasvir ettikleri hayatı yaşayabilmek için neler vermeyiz ama olmuyor, sabun köpüğü gibi hersey, uzansak tutuverecekmis gibiyiz ama bir o kadar da uzagiz neredeyse yıldızlar kadar. İşte bu aşk sizi oralara kadar ucuruyor sonra pat diye aşağı bırakıyor, hersey mümkün ama birseyler olmuyor.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Perfect life

Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...

Fast Food Kültürü

Hiç sevmem, nefret ederim, rahatsızlık duyarım, irite olurum falan. Böyle bir kültür varsa da zira bizim kültürümüz değil zaten, belki de bütün iç acımalarım bundan. Gerçi kapalı model ülkeler gibi dışa kendini tamamen  kapatmış bir insan değilim, öyle olsaydı köriyi alıp taze fasulyeye koymayı bile düşünmezdim. Bu baharat olayı bize çok hitap ediyor, Ortadoğu'dan başlayalım Çin'e doğru gittikçe aman Allah bir baharat dünyası baharat aşkı o biçim ama batıya doğru gittikçe yemekler yağdan salçadan bir haber. Dönelim fast food olayına zira meselemiz gurmelik tadında bir dünya mutfakları mevzusu değil. Yılda bir kere bazen o bile olmamakla birlikte o kasten kırmızı renkli fast foodcula...

Giyinmenin Önemi

Oldukça komik bir konu başlığı olmak üzere,  giyinmenin nasıl bir önemi olabilir, aman ha iyi giyinin üşutmeyesiniz, ya da aman ha sokağa çıplak çıkmayın, tecavüze ugrarsınız gibi bir mahiyet değil herhalde. Giyinmek... Şöyle çok eskiye gidiyorum baya bir eskiye, adem babamizla havva annemizin yanına. Bu ilk zamanlarda kıymetli ebevynlerimiz henüz tekstilin falan esamesi yokken fıtratlarında bulunan hayaları nedeniyle mahrem yerlerini örtmek istemişlerdir tabi olarak. Etrafa şöyle bir bakıp akla gelen ilk fikir olarak geniş yapraklı bitkilere uzanmışlar ve mahrem yerlerini örtmüşlerdir.  Yani burdan anlayacağımız ilk şey, giyinmenin örtünmek yani mahrem yerleri örtmek maksadını taşıdığını söyleye...