Ana içeriğe atla

Dualarım neden kabul olmuyor ?

Bu soruya milyonlarca insanın cevap aradığını biliyorsunuz değil mi ? Ve hatta siz de arıyorsunuz. Hayatınızdaki herhangi birine sorsanız alacağınız kuvvetli ihtimal cevap "ne bileyim ben" olacaktır. O nedenle içerik üretmenin bir soruya kendince de olsa cevap vermenin çok büyük bir yardım olduğuna kanaat getirdim. Çünkü insan birşeye cevap ararken birşeyi anlamlandırmaya çalışırken bilgi sayılabilecek herseye su gibi ihtiyaç duyuyor.
Gelelim neden kabul olmadıklarına; işin esası bunun sizin arzu ettiğiniz gibi matematiksel bir cevabı yok daha doğrusu inancın bir ölçülebilirligi ve eksiği gedigi vitamin eksikliği gibi bir eksikliği yok öyle olsaydı eksiklerimizi gerekli ölçüde takviye ederdik mis gibi hersey yolunda olurdu. İnancın bel kemiği ve tek kimyası, samimiyet ! Ondan emin olmak ise neredeyse imkansız. Kendimizi samimi sanırken bile samimi olamayabiliyor uz.
Kabul olmayan dua yoktur, kul ettiği duayi unutmadıkca. Unutmamız gerekiyor gün saymamız değil. Kul Allahi imtihan etmez, bakalım duamı kabul edecek mi diye. Bir de dua kibir ve kustahlik ile edilmez, bana Hakettiğim hayatı ver diye dua edilmez. Dua aciziyet ile yapılır hatta isterken acaba hak ediyormuyum diye düşünülür. Dualar genellikle hemen kabul olunmaz, en doğru zamanı ise Allah bilir. Bu doğru zamanin ne zaman olduğunu belirleyen milyon tane unsur olabilir. En basiti isteğinizdeki tutarlılıktır birseyi isterken ne derece kararlısınız bunu bile görmek ister ilahi merci. Bu bekleyiş esnasında sabır göstermek ve isyan etmemek ise yemeğin altında yana ateş ile eşdeğerdedir o ateş olmazsa yemek pişmez karın doymaz. Sabır ederken de mümkün mertebe yutkunmak Allah katındaki en güzel tavırdır. Söylenmeden sızanmadan kimseye Allahi şikayet etmeden. Peki bunların hepsini ben yapabiliyor muyum ? Asla ! Ama yapmaya çalışıyorum ve idrak etmeye çalıyorum, eksik bilgilerimi tamamlamaya çalışıyorum. Şimdi bu yukarda bahsettiğim gerekli malzemeleri satın alabileceğiniz bir aktar market bakkal falan varsa söyleyin ben de gideyim alayım ama malesef yok, onların hepsini içine koyacağıniz bir tencere lazım gelir ki, o da yalnızca samimiyettir. O tencere olmadan bunların hiçbiri eriyemez pişemez.
Sanırım susabilmek en güzel erdem. İnsanın kalbinden hersey geçer, hiçbirine mani olamayız, hiç kimseyi nefsi yüzünden kinayamayiz ama dilimizi tutabilirsek bu işi biraz başarabiliriz.
Cevap verirken inanın edebiyat yapmak istemedim farkındaysaniz lafi uzatmadan çat çat vermek istedim edebiyat yapma kabiliyetim olmadığından değil meselenin hasasiyetinden ötürü bu tarz bir ivedilikle cevap vermek istedim. Bugün TV de seyrettiğimiz birçok hoca İnsan nefsini göz ardı ederek bizden peygamberlik ya da evliyalık mertebesinde bizim için ütopik sayılabilecek sabırlar sarfetmemizi bekliyorlar oysa biraz gerçekçi olmamız icap eder.
Bir de dinin edebiyatını yapanlar var ki aman Allahim ! Çiçekli böcekli görseller, ince belli bardakta çaylar, bir tane hadis bir tane âyet oh mis gibi iman teması. Her zaman söylüyorum iman etmek çoğu zaman, kan içerken Kızılcık şerbeti deme gayretidir. İmanın tadını çıkarmak ve bununla nefsi tatmin etmekte neyin nesidir !
Dualar kabul olur ama görebilmek için sabır gerek. Biraz mahzun düşmek gerek. Arzumuza kavuşsak ta kavusmasak ta varsın olsun Allah razı olsun diyebilirsek bunun mükafatıni hiçbirimiz hayal edemeyiz. Biraz daha araştırın bu konuyla ilgili neler var neler kapanışı şununla yapmak istyorum hiçbir dua zayi olmaz, ya kabul olur ya da daha iyisi nasip olur eğer bundan şüphe duymanız için nefsiniz size endişe veriyorsa duymamaya çalışın ve inancınizdaki eksiklerinizi gidermeye çalışın. Samimiyet ile bir cevap ararsanız bu da inşallah nasip olacaktır. İnanmak için delil arayın inanmamak için değil...


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Perfect life

Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...

Fast Food Kültürü

Hiç sevmem, nefret ederim, rahatsızlık duyarım, irite olurum falan. Böyle bir kültür varsa da zira bizim kültürümüz değil zaten, belki de bütün iç acımalarım bundan. Gerçi kapalı model ülkeler gibi dışa kendini tamamen  kapatmış bir insan değilim, öyle olsaydı köriyi alıp taze fasulyeye koymayı bile düşünmezdim. Bu baharat olayı bize çok hitap ediyor, Ortadoğu'dan başlayalım Çin'e doğru gittikçe aman Allah bir baharat dünyası baharat aşkı o biçim ama batıya doğru gittikçe yemekler yağdan salçadan bir haber. Dönelim fast food olayına zira meselemiz gurmelik tadında bir dünya mutfakları mevzusu değil. Yılda bir kere bazen o bile olmamakla birlikte o kasten kırmızı renkli fast foodcula...

Giyinmenin Önemi

Oldukça komik bir konu başlığı olmak üzere,  giyinmenin nasıl bir önemi olabilir, aman ha iyi giyinin üşutmeyesiniz, ya da aman ha sokağa çıplak çıkmayın, tecavüze ugrarsınız gibi bir mahiyet değil herhalde. Giyinmek... Şöyle çok eskiye gidiyorum baya bir eskiye, adem babamizla havva annemizin yanına. Bu ilk zamanlarda kıymetli ebevynlerimiz henüz tekstilin falan esamesi yokken fıtratlarında bulunan hayaları nedeniyle mahrem yerlerini örtmek istemişlerdir tabi olarak. Etrafa şöyle bir bakıp akla gelen ilk fikir olarak geniş yapraklı bitkilere uzanmışlar ve mahrem yerlerini örtmüşlerdir.  Yani burdan anlayacağımız ilk şey, giyinmenin örtünmek yani mahrem yerleri örtmek maksadını taşıdığını söyleye...