Ana içeriğe atla

Öfkem Haklı Gururumdur !

İçimde ruhumun derinliklerinde bağıra bağıra son ses "metallica" dan bir şarkı çalıyor. Elimde en keskininden bir "hattori hanzo" kılıcı var ve dünyadaki bütün kötülükleri dogruyorum paramparça ediyorum. İçimde öylesine birikmiş bir nefret var ki, öylesine ezilmiş, ezilmeye çalışıldıkça aslında daha da kinlenmiş intikam alabilmek için gün sayan bir "uma thurman" var edata "Kill Bill" filminde olduğu gibi.  Nedir bu tahammül sınırlarımı zorlayan kötülükler; adaletsizlik, fırsat eşitsizliği, şanssızlıklar, hakedipte sahip olamadığımız şeyler ve adına sınanma dediğimiz şeyler, vardır bir hayır diye benimsemeye çalıştıklarımız, yalanlar, maskeler, arsizliklar, nankörlükler kadir kıymet bilmemekler, gamsizliklar, piskinlikler, haysiyetsizlikler, kahpelikler, şerefsizlikler ve daha sayamadigim bir sürü şey... Hepsine maruz kaldığımdan değil dünya bunu hakettiğinden.
Asabiyet ile  delikanlılık arasında bir bağ var. Yiğit iseniz mert iseniz haksızlığa tahammulunuz olmaz. Haklı iseniz hınç dolu olursunuz.  Asabiyet imandandır diye bir söz hiç duydunuz mu ? Ben duydum ve de haklılık payı olduğuna kanaat getirdim. İnsanın bu kadar çok çark dişlisine tahammül gösterebilmesi için kendisinin de biraz parçası olması icap ediyor olmazsa da sinir dengesi alt üst oluyor.
Eğer dünyaya baktığınızda zulme nefret dolmuyorsanız, bana dokunmasın da yılan varsın olsun bütün dünyayı zehirlesin diyorsanız, vicdanınızı bir gözden geçirin derim. Kötülüge mani olamiyorsaniz en azından lanetleyin diye hadis vardır bilmenizi isterim belki evren o enerjiyi alır da evririr çevirir bir yumruk gibi  indirir  haysiyetsizlerin suratına.
Parasızlıktan okuyamamak nasıl bir duygudur bilebilir miyiz ? Gidecek yeri  olmadığı için adamın birinin evinde hergün dayak yemek nasıl bir duygudur bilebilir miyiz ? Aldatilmak nasıl bir duygudur, yarı yolda bırakılmak nasıl bir duygudur, canını güvendiğin insanın celladın olması nasıl bir duygudur bilebilir miyiz ? Bunların hepsini yaşayarak tecrübe edemeyiz ama en azından kinayabiliriz.
İşte elimde olsa, olduramadigim her şeyi, doğrarım. Ah vah tüh dediğimiz herseyi kader oyunlarını, öylesi böylesi daha hayırlıymis dediğimiz herseyi, kalbimize teselli olsun diye verdiğimiz bütün afyonları
paramparça ederim. Öfkeden daha gerçek daha dogru bir reaksiyon gösterin bana !
Öfkem haklı gururumdur.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Perfect life

Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...

Fast Food Kültürü

Hiç sevmem, nefret ederim, rahatsızlık duyarım, irite olurum falan. Böyle bir kültür varsa da zira bizim kültürümüz değil zaten, belki de bütün iç acımalarım bundan. Gerçi kapalı model ülkeler gibi dışa kendini tamamen  kapatmış bir insan değilim, öyle olsaydı köriyi alıp taze fasulyeye koymayı bile düşünmezdim. Bu baharat olayı bize çok hitap ediyor, Ortadoğu'dan başlayalım Çin'e doğru gittikçe aman Allah bir baharat dünyası baharat aşkı o biçim ama batıya doğru gittikçe yemekler yağdan salçadan bir haber. Dönelim fast food olayına zira meselemiz gurmelik tadında bir dünya mutfakları mevzusu değil. Yılda bir kere bazen o bile olmamakla birlikte o kasten kırmızı renkli fast foodcula...

Giyinmenin Önemi

Oldukça komik bir konu başlığı olmak üzere,  giyinmenin nasıl bir önemi olabilir, aman ha iyi giyinin üşutmeyesiniz, ya da aman ha sokağa çıplak çıkmayın, tecavüze ugrarsınız gibi bir mahiyet değil herhalde. Giyinmek... Şöyle çok eskiye gidiyorum baya bir eskiye, adem babamizla havva annemizin yanına. Bu ilk zamanlarda kıymetli ebevynlerimiz henüz tekstilin falan esamesi yokken fıtratlarında bulunan hayaları nedeniyle mahrem yerlerini örtmek istemişlerdir tabi olarak. Etrafa şöyle bir bakıp akla gelen ilk fikir olarak geniş yapraklı bitkilere uzanmışlar ve mahrem yerlerini örtmüşlerdir.  Yani burdan anlayacağımız ilk şey, giyinmenin örtünmek yani mahrem yerleri örtmek maksadını taşıdığını söyleye...