Ana içeriğe atla

Neye imza attığımızı bilmiyoruz

İnsanlar birşey satın alırken ya da bir sözleşmeye imza atarken içerik olarak neye imza attıklarını bilmiyorlar buna evlilik sözleşmesi olan nikah akdi dahil.
Teknik olarak kağıt üstünde adınızın yazılı olduğu bölümün hemen üst kısmına kalem denilen basit bir araçla mürekkebi oraya nakşediveriyorsunuz. Eylem olarak bu kadar basit lakin getirdiği sorumluluklar bakımından son derece ağır. Evliliğin ne olduğunu bilmeden nasıl bir dönüşüm olduğunu bilmeden yalnızca bir defterin üstüne imza attığını sanan insanın durumu sizce de çok komik değil mi! İnsana sormazlar mi hiç mi içeriğine bakmadın mi diye !
Geçenlerde bir yakınımizin ameliyatı için hastaneye gittik yanında ben refakat ettim daha doğrusu ameliyat öncesi hazırlıklar asamasindaydik. Ameliyat öncesi anesteziden sorumlu sağlık görevlisine görünmeniz gerekiyor herhangi bir risk teşkil ediyor mu diye. O gorevliden de önce iki bayanın oturduğu bir masa da evrak imzaladı hastamiz, sorular ivedilikle soruldu hasta neye cevap verdiğini bile anlamadan evrakı imzaladı. Anestezi sorumlusunun odasının önünde birkaç hastayla beraber beklemeye başladık. Hemen önümde bir çift vardı beyefendi elindeki evrakı okuyor okudukça endiseleniyordu, eşi ona "ben sana okuma okursan canın sıkılır demedim mi" dedi. Bayan son derece nötr bir yüz ifadesiyle önce eşinin yüzüne sonra koridora baktı adeta bir anlam veremiyordu onun bu kaygılı evhamli ruh haline. Hemen önümde yaşanan bu müthiş ironik komik olayın komedisini size ne derece aktarabilirim bilmiyorum ama içimden kahkahalar atmak geldi. Acaba gerçekten de daha kolay imza atmak için içeriğin ne olduğuna bakmamamiz mi gerekir?
"Bakma annem bakma yoksa imzalayamazsin".
Neye imza attığımızı bilmiyoruz belki de bilmesek daha iyi yoksa canımız sıkılır!  Bilirsek asla imzalayamayiz gözümüz kararamaz büyük kararlar alamayız.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Perfect life

Konu başlığına bakınca ingilizce bir içerik mi yazdım diye düşündünüz bilemiyorum, ayıptır söylemesi yazabilirim de ama biz de ki o söz sanatlarını, kinayeleri, hicivleri efendime soyliyeyim, kıvrak zeka ürünü kültürümüzü nasıl olur da çeviri yazıya aktarabiliriz işte orda çok ciddi kaygılar duyduğumdan yazılarımı orjinal dilde yazmaya devam. Zira başka dilde özellikle batı dili olan ingilizcede yazarsam olayın bütün agdasi yok olur gider hiçbir espirisi kalmaz. Dönelim mevzumuza size göre perfect life yani mükemmel hayat nedir ? Hayal edin çok zenginsiniz ve bir tekneniz var ve üstünde kocaman PERFECT LİFE yazıyor ama taşıması öyle zor bir hayat ki ortalama sıradan bir insanın taşıyabilece...

Fast Food Kültürü

Hiç sevmem, nefret ederim, rahatsızlık duyarım, irite olurum falan. Böyle bir kültür varsa da zira bizim kültürümüz değil zaten, belki de bütün iç acımalarım bundan. Gerçi kapalı model ülkeler gibi dışa kendini tamamen  kapatmış bir insan değilim, öyle olsaydı köriyi alıp taze fasulyeye koymayı bile düşünmezdim. Bu baharat olayı bize çok hitap ediyor, Ortadoğu'dan başlayalım Çin'e doğru gittikçe aman Allah bir baharat dünyası baharat aşkı o biçim ama batıya doğru gittikçe yemekler yağdan salçadan bir haber. Dönelim fast food olayına zira meselemiz gurmelik tadında bir dünya mutfakları mevzusu değil. Yılda bir kere bazen o bile olmamakla birlikte o kasten kırmızı renkli fast foodcula...

Giyinmenin Önemi

Oldukça komik bir konu başlığı olmak üzere,  giyinmenin nasıl bir önemi olabilir, aman ha iyi giyinin üşutmeyesiniz, ya da aman ha sokağa çıplak çıkmayın, tecavüze ugrarsınız gibi bir mahiyet değil herhalde. Giyinmek... Şöyle çok eskiye gidiyorum baya bir eskiye, adem babamizla havva annemizin yanına. Bu ilk zamanlarda kıymetli ebevynlerimiz henüz tekstilin falan esamesi yokken fıtratlarında bulunan hayaları nedeniyle mahrem yerlerini örtmek istemişlerdir tabi olarak. Etrafa şöyle bir bakıp akla gelen ilk fikir olarak geniş yapraklı bitkilere uzanmışlar ve mahrem yerlerini örtmüşlerdir.  Yani burdan anlayacağımız ilk şey, giyinmenin örtünmek yani mahrem yerleri örtmek maksadını taşıdığını söyleye...